YENİ BİR UMUT YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

HUZURSUZ BACAKLAR

CEMİLE ÖNER ERBAHAR

Merhaba...

Ben 22 yıldır epilepsi tedavisi gören bir nöroloji hastasıyım. Bundan 20 yıl öncesinde de sağ bacağımda tanısı konamayan bir takım rahatsızlıklar oluştu. Bunun adını koymak çok zordu, çünkü bilinen bie ağrı, uyuşma, kramp, kaşınma gibi şeylere hiç benzemiyordu.Yatağa yattıktan en geç 15 dakika sonra başlıyan bir durumdu. O kadar rahatsız ediciydi ki en uzunu 20 dakika süren, tüm gecenin toplamı iki saati geçmeyen bir uykum olmuştu. Gündüzleri de oturtmuyor; sürekli ayağa kalkıp bacağımı sallayıp kütletmem gerekiyordu. Yolculuk yapmak, sinamaya gitmek hatta oturup dinlenmek benim için hayal olmuştu.

Tedavi için gitmediğim birim kalmadı. Nöroloji, romatoloji, fizyoterapi, beyin cerrahisi ve sonunda psikiyatri uzmanına kadar gittim. Nihayet 12 yıl önce tanı konuldu. Hareket bozuklukları ana başlığı altında huzursuz bacaklar sendromu (RLS)denilen bir hastalıkmış. Dopamin eksikliğinden kaynaklıymış ve parkinson tedavisinde kullanılan ilaçlarla tedavi olunuyormuş. Böylece tedavim başladı ancak ben hergün daha kötüye gittim. Sonuç alamayınca da ilaçları bıraktım.

Bundan 5 yıl önce Okay Sağtürk'le tesadüfi olarak bu konuyu konuştum. Kendisi beni iyi edebileceğini söyledi ve aynı gün 3 farklı metotla tedaviye başladı. Olaya bakış açısı beni ikna etmişti. Durum dopamin eksikliğinden olsa ilaçların sorunu çözmüş olması gerekirdi. Oysa ben daha da kötülemiştim. Öyleyse sorun eksiklikte değil, iletimde olmalıydı. Yani dopamin

ulaşması gereken yerlere iletilemiyordu. Okay bey reseptörlerde sıkıntı olabileceğini söyledi. Bana tedavi uyguladı. “Bakalım bu gece uyuyabilecek misin” dedi. Ben o gece aklım bacağımda olmak üzere yattım. İnanılır gibi değildi uyumuştum. Alışkanlık oluştuğundan sürekli uyandım, kendimi dinledim, normaldim ve tekrar uyudum. Sabah Okay beye müjde vermek için gittim. Kendisi t”amam doğru yoldayız, tedavi bitti” dedi. Ancak bunun hayat boyu bir daha başıma gelmemesi için koruma programı uyguladı.1 ay boyunca haftada 3 gün tedavi aldım. Ben toplam 1 aylık tedaviyle huzurlu bacaklara kavuşmuş oldum.

Okay Sağtürk'e sonsuz minnettarım. Kendisini takdir ediyorum.Tedavisinin geniş kitlelere duyurulmasını yürekten temenni ediyorum.

NESİMİ ÖZBEY

Ben Nesimi Özbey. Diş hekimiyim. Bildim bileli uykusuzluk çekerdim. Uykuya geçemezdim. Uykuda çoğu zaman istemsiz hareket yaparak uyanırdım. Akşamları kendime çay, kahve vs içmeyi yasaklamıştım. Son yıllarda bu rahatsızlıklar iyice arttı. Bunun ‘’huzursuz bacak sendromu’’ olduğunu biliyordum. Psikiyatrist bir arkadaşıma gittim, bana ilaç verdi. İlaç devamlı uyku getiriyordu. Başka doktor arkadaşlar bağımlılık yapacağını söylediler. O ilacı keserek nörolog arkadaşımın verdiği ilaca başladım. Nispeten rahat uyuyabiliyordum.

Bu arada sayın Okay Sağtürk beyde kalçamdaki şiddetli ağrı için elektro-manyetik tedavi görüyordum. Ağrılarım azalınca Okay beye huzursuz bacak konusunu açtım. Okay bey, dünyada bunun kalıcı tedavisini yapan tek kişinin kendisi olduğunu söyledi. Kalçamdaki ağrının tedavisi bitince, huzursuz bacak tedavisi başladı. Tedaviyle beraber Parkyn tableti de kullanmamı söyledi. Tedavilerim haftada 1 seans olarak devam ediyordu. 7 seans tedavi planlandı. Ben 3üncü seanstan sonra ilacı haftada 1 kereye düşürdüm. 5. haftadan sonra uykularım düzeldi. Ben o zaman, şimdiye kadar ’’uyku uyumadığımı’’ fark ettim. 7 seanstan sonra tedavim bitti. 2015 haziran başında tedavim bitmişti. Çok şükür o günden beri uyku uyuyorum. Akşamları çay, kahve vs. bile içebiliyorum; uykuma etkisi olmuyor. Sayın Okay Sağtürk’ e müteşekkirim..

TÜLAY KONURAY
2015- Berlin

Ben Tülay Konuray,emekli öğretmenim ve 71 yaşındayım. Seneler önce ilk çocuğumun hamileliği zamanında ayaklarımdaki huzursuzluk hissi yıllar içerisinde yavaş yavaş artınca"Huzursuz
Bacak Sendromu"hastası olduğum anlaşıldı. Öyle bir zaman geldi ki öğleden sonralarım ve gecelerim çekilmez bir hal aldı. Sanki ayaklarımda yüzlerce yılan varmış gibi tarifi imkansız bir rahatsızlık. Sadece hareket edince rahatlayabiliyordum. Yaşam kalitem çok kötüleşmişti. Ne sinema,ne tiyatro ne de bir yere ziyarete gidebiliyordum. Öğretmen toplantılarımızın benim için işkenceden farkı yoktu. Devamlı ayaklarımı oynatıyor,sallıyor,titretiyordum. Öyle ki yanımda oturan arkadaşın rahatsız olup"Beni sinir ediyorsun Tülay!" diyecek kadar tepkilerine yol açıyordu.

Ayakta uyunur mu? Bu sebeple hep yorgundum,mesleğimi dilediğim gibi icra edemiyordum. 60 yaşında tahammülüm sınırlarını o kadar aştı ki, yan etkilerinin beni zehirlediğini bile bile ilaç almaya başladım. İlacı aldıktan bir saat sonra ayaklarım rahatlıyor nerede olursa olsun morfin almış gibi uyuyordum. Ama toplantılarda aynı işkenceye devam. 2014 yılında kıymetli hocamız, Dünyanın en iyi insanı Sayın Okay Sağtürk Bey ile tanışarak hayatımın şansını yakaladım. "Sağtürk Yöntemi" ile tedaviye başladık ve ben artık bana işkence olan bu illetten %80 kurtuldum. Kalan%20başka bir rahatsızlığın etkisi. Dünyam değişti ,ayaklarımı uzatıp bir film izleyebiliyor, yağıma girip uyuyabiliyor, istediğim her yere gidebiliyorum. Başkaları için çok normal olan bu durumları ben senelerce yaşayamadığım için şimdi tadını çıkarmaya çalışıyorum. 1,5 yıldır beni zehirlediğine inandığım İLAÇ artık benim mideme gitmiyor. Sayın hocam,sevgili Okay Sağtürk! Beni yeniden dünyaya getirdiniz. Allah sizden milyonlarca defa razı olsun. Size çok ama çok şey borçluyum. Hakkınızı helal edin. Allah sizi her türlü olumsuzluklardan korusun. Ellerinizden öpüyorum.

HASTALARDAN GELEN MEKTUPLAR

Dürdane Işık

Huzursuz Bacak Hastalığım 6-7 yıl oldu başlayalı. Önce kabullenmek istemiyorsun “Ben deli miyim” diyorsun. Uykusuzluğun verdiği sinirlilik var. Ayağına böyle bir duygu geldiği zaman ne yapacağını şaşırıyorsun. Ayaklarımda değişik bir şey oluyor anlatamam. Nefes alamıyorsun. Sadece yürümen lazım. Kalkıp yürümen lazım. Toplum içine karışmaktan hep kaçındım. Ne zaman geleceğini bilemiyorsun. Her hangi bir yerde gelebilir. Sana insanlar deli gözüyle bakıyorlar.

Önce ayak bileklerimde sonra el bileklerimde, tarif edemediğim, nasıl anlatılacağını bir türlü bilemediğim rahatsızlıklar başladı. Etrafımdakiler beni Psikiatri’ye götürdüler. Ona da bana ne olduğunu anlatamadım. O beni Kalp-Damar’a gönderdi. Kalp-Damar bir problem bulamadı. Bu sefer Nöroloji doktoruna gönderdiler. O bir tanı koyamadı. Ama bir sürü hap verdi. İçlerinden birisi benim neredeyse akli dengemi bozuyordu. Sonra bana Parkinson’da kullanılan ilaçlar verdiler. Ona başladım. Önce iyi idi. Bir yıla yakın... Ama sonu acı geldi. İlacı 1 mg’ye çıkardılar. Fayda etmedi. Hastalık başladığı zaman ben 76 kiloydum, 100 kiloya çıktım.

Son zamanlarda artık intiharı düşünmeye başladım. Kurtulayım diye. Balkona çıkıyordum aşağıya atlamayı düşünüyordum. Ama ya sakat kalırsam ölmezsem kim bakacak. Yürümek fayda etmiyor koşmaya başlıyorsun. O kadar şiddetleniyor ki ağrı. Unutkanlıkların başlıyor. O sırada iş yapamıyorum. Her zaman iyi yemek yaparım. O sırada yaptığım yemek yenmiyor.

O sırada rahatsızlık bileklerimde yoğunlaşıyor. Ayaklarımın altına, parmak uçlarına kadar gidiyor. Nefes alamıyorsun. Bilekte farklı, tabanda farklı bir duygu. Aklıma şöyle geliyor acaba kesip te kanatırsam geçer mi? Bir defa baldırlarıma enjektör batırdım defalarca, acaba geçer mi diye. Ama geçmedi. Ayaklarımı yumruklarım geçer diye geçmez. Kalabalıkta geldiği zaman çok fena oluyor. Onun için kimseye gitmek istemem. İnsanlar bunu anlamıyor. Herhalde bana deli diyorlar. Ailede başka kimsede yok. Sıkıntıyla geliyor. Ayağımda sıcaklık olur. Yüzüm gözüm değişir. Yüzümden anlaşılır. Kalkıp yürümezsem öldürsünler beni daha iyi. O kadar fena olurum. Birçok defa ayaklarımı tırnaklaya tırnaklaya, kaşıya kaşıya yara içinde bıraktım. İçinde ne varsa beni rahatsız eden dışarı çıkarmak için.

En sonunda bu kabusumdan Okay Sağtürk Bey’I bulunca kurtuldum. Ona gelmeden önce günde tam 12 tane ilaç alıyordum. Şimdi hiç almıyorum. Şimdi onun tedavisi altındayım. Kendimi çok iyi hissediyorum. Uyumaya başladım. Ruh halim düzeldi. Hastalığımın tamamen geçtiğini ve acı dolu karanlık günlerin geride kaldığını hissediyorum. Kendisine minnet borçluyum. Kendisine hayatımı borçluyum.

 

ZİYA-BİNNUR TIKIROĞLU

Biz eşimle birlikte 2014 yılı Haziran ayı sonlarına doğru Kuşadası’ndaki yazlığımızda başlayan yoğun bacak ağrılarımızdan kurtulabilmek için pek çok yöntemler denedik. Önce yakınımızdaki bir otelin (SPA) biriminde Tayland’lı masörler tarafından tedavi olmaya çalıştık. Hiçbir sonuç alamadığımız için, Denizli’deki fizik tedavi uzmanı doktorlarımızdan telefonlarla yardım istedik. Sadece ağrılardan kurtulabilmemiz için yardım taleplerimize çeşitli ağrı giderici ilaçlarla rahatlamaya çalıştık.

Ağız yoluyla alınan ve enjektabl ilaçlardan bir sonuç alınamayınca bu tedavi yöntemlerinden vazgeçildi. Asıl şikayetin, daha önce eşimde olmayan ve fakat benim için kesin teşhisi belli olan bel fıtığı rahatsızlığım zannediyorduk. Ne var ki bu hastalık sadece bende olmasına rağmen bacak ağrıları eşimde de başlamıştı. Özellikle gece uyumak için yatağa girdikten sonra başlayan bu bacak ağrıları, bir başka türlü tezahür ediyordu. Sanki bacaklardan sinirler çekiliyor, silkelene silkelene rahatlamaya çalışıyorduk. O kadar ki, yarı uykulu ve gece karanlığında ayağımızı bir yerlere çarpıp, sakatlanmaktan bile korkuyorduk. Sonuçta telefonlarla çare aradığımız Denizli’deki doktorumuz, muayene ve tahliller yapılması gerektiğini, ilaçları kesmemizi söylemişti.

Çaresiz kalınca, tavsiye üzerine Söke’deki hastanenin fizik tedavi uzmanı Berrin Hanıma muayene olduk. Ağrıların bel fıtığından gelmediğini, muayene ve anlatımlarımıza göre ağrıların huzursuz bacak sendromundan kaynaklandığını söylemiş ve bize Okay Sağtürk Beyi tavsiye etmişti. Okay Beyi daha önce tanıyordum. Ancak kendisinin böyle bir konuda otorite olduğunu bilmiyordum.

Hemen ertesi gün için randevu alıp eşimle birlikte Yoncaköy’deki evine gittik. Her ikimizi önce dinledi ve sonra dizlerimizden aşağı kesimlerdeki ağrılı noktaları parmak uçları ile araştırıp, tedaviye başladı. Yaptığı çalışma vücut elektrisitesi ile ilgiliydi. Aynı gün gerçekten belli oranda rahatlamıştık.

Sonrasında bu masajlar birkaç defa tekrarlandı. Böylece birkaç hafta süren tedavi sonunda, Huzursuz Bacak Sendromu’ndan eser kalmadı. Hala aynı rahatlığımız devam etmektedir.

Okay Beyin sadece vücut anatomisi hususundaki kendi araştırmaları ile ulaştığı bu başarı, her türlü takdire şayan bir olaydır ve kendisine şükran borçluyuz.

Mimar Ziya Tıkıroğlu ve eşi Binnur Tıkıroğlu

SULTAN AKTAŞ

57 yaşında bir RLS hastasıyım. Hastalık süresince yasadığım sıkıntıları aslında cümlelere dökmem çok zor. Çünkü hastalık sadece yasayan kişinin çok iyi anlayabileceği zor bir hastalık. Doktora gittiğinizde Şikayetinizi anlatmakta ayrı bir sıkıntı oluyordu, Benim rahatsızlığım 15 yıllık bir geçmişe sahip. Huzursuz bacak sendromunda gece uykusu nedir bilmezsiniz yani düzenli uyumak kavramını (derin ve kesintisiz uyku) nedir bilmezsiniz. Çünkü uykunuz devamlı olarak bacaklarınızı topa vurur gibi istem dışı tekleyişleriyle bölünür. Bacak kaslarının içinde sanki bir şeyler geziyormuş gibi ya da bir boşluk hissi gibi garip bir hisle durmadan uyanırdım. Bırakın uyumayı uzanırken bile aynı huzursuzluk tetiklenirdi. Herhangi bir seyahate çıktığınız da araçla veya uçak oturduğunuz yerden bacaklarınız dışa tekmeler vurur gibi tekliyor ve cevreden tuhaf bakışları üzerinizde hissediyorsunuz.

Aile dostumuz olan cemile öner ile bir telefon görüşmemiz oldu. Aynı rahatsızlıkları kendisinin de uzun yıllardır yasadığını biliyorduk. Bize tedavisinin sonuçlandığını ve iyileştiğini söyledi. Kendisinin aracılığı ile Okay Sağtürk ‘e kızım Sabuha Aktaş ile birlikte gittik. Okay beye ilk gittiğimizde öncelikle rahatsızlığımı anlattım.ve muayene ederek ağrıların merkezi yerlerini tespit etti. Bu tespitten sonra tedavi süreci hakkında bilgi verdi. Haftada 3 gün olmak üzere 4 aylık bir tedavi süreci geçirdim .Tedavimin ilk üç haftasında bir gelişme hissi algılayamıyordum. Sanki bir sonuç alamayacakmışım gibi geliyordu. Bir ay dolmadan etkileri bir anda görmeye başladım. Geceleri uykularım daha düzenli olmaya başladı. Tekmelerin azaldığını fark ettim, Artık uyurken bacaklarıma örtü örterek uyumaya başlamıştım. Bu beni sonuç alacağıma dair çok büyük umutlandırmıştı. Nitekim de öyle oldu.

Bunca zaman gitmiş olduğum doktorların bana, vücuduma gereksiz yüklemiş olduğu ilaçlar çözüm olmamıştı. Okay Sağtürk bana ilaçsız tedavi ile çözüm buldu. Kendisi ile olan tedavim iki yıl önce bitti. Şu ana kadar herhangi bir tekrar söz konusu dahi değil.

SABUHA AKTAŞ

​​​​​​

34 yaşındayım. Huzursuz bacak sendromu; tedavimin sonuçlanmasından 2,5 yıl önce başlamıştı. Hastalık adı gibi gerçekten insanın vücudunun sadece bacak değil her noktasın da huzursuzluk yaratan bir hastalık. Hem psikolojik, hem fiziksel olarak çok büyük çöküşler yaşatıyor. Benim huzursuz bacak sendrom’um sadece bacaklarımda değil kollarımda da mevcuttu. Bacaklarımda ki huzursuzluk başlayınca aynı anda kollarımda da huzursuzluk başlıyordu. Adet dönemlerime yakın dönemlerde bu huzursuzluk en üst seviyeye kadar ulaşıyordu. Özellikle geceleri hissedilen ve asla uyutmayan bir rahatsızlıktı. Uyumak isteyip de uyuyamadığım için ağladığımı çok bilirim...

Hastalık genelde uyku saatlerinde sizi yakalıyor ve uykularınız devamlı bölünüyor. Uyuyup uyumama arası bir haldeyken dışa doğru istem dışı tekmeler, kollarım da dışa doğru sanki birine vuracak gibi ani tepkimeler olurdu. Uyuyamadığım için bende sinir halleri çok yapardı, çevreye karşı sürekli agresifleşiyordum. Tabi bu sosyal hayatımı da olumsuz etkiliyordu. İki dakika uzanıp dinlenmek istesem yine aynı huzursuzluk tutardı. Bacaklarımı yorarsam belki bunları yasamam düşüncesiyle kendimi hep yorardım, ama faydasızdı tabi bu. Tuhaf bir hastalık huzursuz bacak sendromu. Yaşadıklarınızı ifade edemiyorsunuz. Bacakta , kollarda bir boşluk hissi gibi bir his ,istem dışı tekleme ve kol hareketleri. Sanırım şu an bile anlatamıyorum...

Ben bu rahatsızlıkla ilgili hiçbir ilaç tedavisi almadım. Almak istemedim. Annemde de bu rahatsızlık vardı ve onun kullanmış olduğu o ilaçlardan yıllarca sonuç almadığını görmüştüm. Annem Sultan Aktaş İle beraber Okay Sağtürk’ e gittik. Annem ve beni muayene edip yapılacak olan tedavi sürecini anlattı. Benim tedavi sürecim hafta da üç gün olmak üzere 1,5 ay sürdü .iyileşmemin üzerinden iki yıl geçti ve hayatımdan çok memnunum. İyileştiğim günden beri bu rahatsızlık kimde varsa hemen Okay Sağtürk’e yönlendirdim ve herkes olumlu sonuçlar almıştır.

“İLAÇSIZ” çözümü olan Huzursuz bacak Hastalığı ve bunu gerçekleştiren OKAY SAĞTÜRK. Kendisine çok çok teşekkür ederim, ”HUZUR” u bana geri kazandırdığı için...

IİLKNUR GERİŞ

Annem Muradiye Geriş (75 yaşında) neredeyse 38 seneyi geçen bir sürede huzursuz bacak sendromundan rahatsızdı. İlk önceleri bu hastalığın adını da bilmiyorduk.Bize anlatırken nasıl anlatacağını bilemezdi. Hastalık en çok geceleri ya da istirahat halinde ortaya çıkıyordu. Ama çektiği ızdırabı 'ben bu bacağımı keseceğim birgün 'diye özetlerdi. Önceleri bir bacakla başlayan hastalık daha sonra iki bacakta birden onu deyim yerindeyse canından bezdirmişti. Gittiği doktorlar da bunun bir çaresinin olmadığını söylediler. Doğru dürüst bir ilacı da yoktu. Atakları biraz engellemek için bir parkinson ilacı bir de çok uykusuz kaldığı için çeşitli uyku ilaçları veriyorlardı.

Yani annem huzursuz bacak hastalığından çok çekiyordu. Sonra birgün çok sevdiğim bir arkadaşım (ki o da bu hastalıktan çok muzdaripti aynı annem gibi) artık böyle bir rahatsızlığının kalmadığını, tamamen iyileştiğini, geceleri uyuyabildiğini,bu mucizeyi de Sayın Okay SAĞTÜRK'ün tedavisinin gerçekleştirdiğini söyledi. Çok sevgili Okay Bey annemin de tedavisine başladı. Haftada 3 gün olmak üzere yaklaşık 1 ay içinde annemi bu dertten tamamıyla kurtardı. Annem artık uyuyabiliyor Okay Bey'in sayesinde biz derdimizden bu tedaviyle kurtulduk. Dilerim annem ve arkadaşım gibi hastalar bu tedaviyle tanışıp dertlerinden kurtulurlar. Herzaman güleryüzle annemi iyileştiren çok sevgili Okay SAĞTÜRK sizi ve iyiliğinizi hiç unutmayacağız.Teşekkürler...

BİRSEN BUDAK

2001 yılından beri tarif edemediğim ağrılarım vardı, devamlı bacaklarımı hareket ettirme hissi duyuyordum, sabahlara kadar uyuyamıyordum, sonra huzursuz bacak sendromu olduğunu gittiğim doktordan öğrendim, verdiği ilaçlarla rahatlar gibi oluyordum, ilacı bıraktıktan sonra şikayetlerim tekrar başlıyordu,

Okay beyle bu konuyu konuştuğumda, tedaviye başlamamızı önerdi, tedavi süresince ağrılarımda gün geçtikçe iyileşme oldu, şimdi daha iyiyim,

Okay Sağtürk beye çok teşekkür ediyorum , onun sayesinde sağlığıma kavuştu.

İLKNUR BASSİON

1959 doğumluyum ve zayıf bir vücut yapısına sahibim. Eczacıyım. Huzursuz Bacak Sendromum 25-30 yaşları arasında başladı. Takribi 30 yıl hayatımı karartan bu hastalığı çektim.

Önceleri sadece gece oluyordu. Doktorlar stress ve yorgunluğa bağlayıp bana antidepresif ilaçlar verdi.. Fakat hiçbir faydası olmadığı gibi sadece geceleri değil, gündüzleri de devam etti. Hayatımı yaşanmaz hale getirdi.

Çok uzun yıllar sonra doktorlardan Huzursuz Bacak Sendromu olduğunu öğrendim. Nörotik ve türevleri ilaçlar verdiler. Ben yan etkilerini düşünerek bu ilaçları çok az kullandım. Onun yerine ayaklarımı soğuk suyla yıkamak, çıplak ayakla yerde, toprakta yürümek gibi yollar denedim. Faydasızdı. Hayatım çekilmez haldeydi.

Uykusuzluktan bitkin haldeyken dostum Okay Sağtürk Bey’e bunu anlattım. Tedavi edebileceğini söyledi. Benim için mucizevi bir olaydı. Hemen tedaviye başladık. İğne yoktu, ilaç yoktu. Birkaç seanstan sonra yakınmam azaldı. Ve sonunda bana yeni bir yaşam verdi. Hayatımı cehenneme çeviren rahatsızlıkların tamamen yok olmuştu.

Bu bir mucizeydi. Okay Sağtürk’e minnetimi kelimelerle anlatmam mümkün değil. Şu an yeni bir hayat bulmuş gibiyim. Binlerce teşekkürler.

AYŞE EVİN

Her şey 7 yıl önce sol elimin atmasıyla başladı. Daha sonra atmalar bacaklarımı ve kollarımı sardı. Senelerce rahatsızlığım aynı dozda devam etti. Önceleri aldırış etmedim, kimse bana inanmaz diye, ta ki 2014 yılının aralık ayına kadar. Artık ataklar şiddetlenmiş beni geceleri uyutmaz olmuştu. Sabahlara kadar uyuyamıyor, bitkin düşene kadar kollarımı ayaklarımı birbirine vuruyordum. Bu hal beni bitkin, sinirli, huysuz biri yapmıştı.

Sonunda bir Üniversite Hastanesine gittim. Orada beni göndermedikleri bölüm kalmadı. Kısacası A’dan Z’ye Çekap’tan geçtim. Tüm tetkikler temiz çıktı. En sonunda Nöroloji Bölümü rahatsızlığıma Huzursuz Bacak tanısını koydu. Bana bir Parkinson ilacı verdiler. Bu ilacı kullanmaya başladım. İyiydi ama 15 gün geçtikten sonra ilaç fayda etmemeye başladı. Aynı şikayetlerim arttı. Ben yine de 3 ay ilaç dozunun bitmesini bekledim. Tekrar aynı hastaneye gittim. Şikayetlerimin geçmediğini söyledim. Tekrar tetkikler yapıldı. İlacımı değiştirdiler. Diğer ilaçtan 4 defa daha güçlü bir başka ilaç verdiler. Bu ilaca deli gibi sarıldım. Ataklarım kalmamıştı. Uyuyabiliyor, ev işlerini yapabiliyordum. İlacı bir ay kadar kullanmıştım ki, yine ataklar artarak başladı.

İşte tam o sırada Allah’ıma binlerce şükürler olsun karşıma Okay Sağtürk Hoca’mı çıkardı. Onun tedavi yöntemi sayesinde yavaş yavaş vücuduma büyük yan etkileri olan ilaçlardan kurtuldum.

Bana uyguladığı tedavi sayesinde 5 aydır ilaç kullanmıyorum. Bacaklarımda ve kollarımda o rahatsızlıktan eser kalmadı. Hayattan zevk almaya başladım. Eşim ve çocuklarımla daha sağlıklı ve neşeli bir yaşam sürüyorum. Okay Sağtürk gibi babacan, sempatik, insancıl, kibar ve eşsiz bir üstadı tanıdığım için kendimi dünyanın en şanslı insanı hissediyorum. İyi ki varsın hocam, her zaman var ol. Sevgi ve saygılarımla. 21.11.2015

SERAP ÇELİKEL
 

Sevgili dostlar Merhaba;

Benim adım Serap Çelikel. 45 yıllık tıp doktoruyum Mesleğimi söylememin nedeni yazdıklarımı değerlendirirken lütfen bunu göz önünde bulundurunuz.

Ne zamandan beri huzursuz bacak sendromu ile birlikte yaşıyorum tam olarak söyleyemem Sanırım 30-40 yıl oldu. Zaten o zamanlar tam olarak bilinmiyordu. Şimdi de yeteri kadar bilindiğini sanmıyorum.

Huzursuz Bacak sendromu ile neler yaşadığımı şöyle anlatayım. Gündüz hiçbir şey yok. Gece eğer bir iş yapıyor ayakta iseniz yine bir şey yok. Ne zaman ki oturdunuz veya yattınız, olay o zaman başlıyor. Ağrı, uyuşma, kasılma, karıncalanma, hiçbiri değil. Ama yatmanız veya oturmanız da mümkün değil. Devamlı ayakta durmanız, yürümeniz veya olduğunuz yerde sallanmanız lazım. Tabii ki bu durum yıllardır yaşam kalitemi çok düşürdü. Sinema, tiyatro, konser, dost toplantıları, hiçbir aktiviteye gidemedim. Ancak çok yakın arkadaşlarımla görüşebildim, çünkü sohbetin veya yemeğin ortasında kalkıp dolaşmam lazım Oturmam mümkün değil. Seyahat büyük sorun. Otobüse binmek imkansız. Uçakta devamlı" lütfen oturun " uyarısı alarak saatlerce ayakta geldim. Amerika’ya uçakla giderken hep ayaktaydım. 8 saat sürdü.

Bel fıtığından ameliyat oldum. Anestezinin etkisi geçmeden, “Beni kaldırın!” diye feryat ettim. Gözüm kapalı perişan halde iki kişinin kolunda sabaha kadar yürüdüm. Ağrı, narkoz, kanama, hiçbiri umurumda değil. Sadece yürümem lazım. Yani yıllardır kabus gibi bitmeyen geceler geçirdim. Gün ağarmaya başlayınca, "Şükürler olsun bu gecede bitti " diye sevindim.

17 yıl önce diyabet oldum. Bu şikayetler çok fazla arttı. Sıkıntımı anlatmak mümkün değil. Bu süreçte pek çok doktora gittim. Son 10 yıldır Parkinson ilacı kullanıyorum. Çok az rahatlamakla birlikte yine geceler boyunca yürümek zorundaydım.

Ocak 2016 da internette Okay Sağtürk Beyefendi ile tanıştım. Şubat ayında Okay Sağtürk metoduyla tedaviye başladım. Şimdi şu anda ki durumumu anlatayım. Şöyle: Arkadaşlarımla oturup yemek yiyebiliyor, sohbet ediyor. uzun saatler oturuyor, en önemlisi uyuyorum. Hem de sabaha kadar uyanmadan, kalkmadan. Bu arada Macaristan seyahatim sırasında hiç rahatsızlık çekmedim. Hatta Kıtalararası 14 saat uçak yolculuğu yaptım hiç bir rahatsızlık duymadım

Tedavi sürerken Parkinson ilacının bir dozu kesildi Diğer yarısı da yakında kesilecek umarım. Halen tedavim devam ediyor. Şartlarım dolayısıyla 15 gün de bir tedavi alabiliyorum. Yoksa şimdiye kadar tedavi süresi tamamlanmış olurdu.

Beni bu günlere kavuşturan Sayın Okay Sağtürk’e sevgilerimi, saygılarımı ve gösterdiği yakınlık ve nezaketten ötürü şükranlarımı sunuyorum. Saygılarımla,

Uzman Dr Serap Çelikel

BARIŞ DEĞER.

Doktorum. 42 yaşında, yaklaşık 7 yıldır Huzursuz Bacak Sendromundan muzdarip, 6 yıldır belirtileri azaltması için verilen Parkinson ilacı kullanan bir tıp mensubuyum. Bu hastalık genetik kaynaklı, kardeşimde de var, muhtemelen rahmetli annemde de vardı. Çünkü hatırlıyorum, bazı geceler ayaklarım uyuşuyor, uyuyamıyorum diye evin içinde dolaşırdı. Eskiden nörologlar bu ilacı da bilmiyorlardı ve yıllarca insanlar sabahlara kadar dolaşır, uyuyamazlardı. Dopamin agonisti olan ve Parkinson hastalığında kullanılan bu ilaç şimdilik uyku uyumamızı sağlıyor, fakat uzun vadede şiddetli yan etkileri var. Sadece semptomatik rahatlama sağlıyor fakat hastalığı iyileştirmiyor, muhtemelen de hastalığın ilerlemesine engel olamıyor. Çünkü ben ilk zamanlar arada bir alıyordum ilacı, son yıllarda her gün almaya başladım. Almadığım bir gün bile olsa bacaklarımda şiddetli rahatsızlık oluyor ve uyuyamıyordum.

Ümitsiz olduğum bu dönemde halen Söke Devlet Hastanesinde çalışan bir hemşire dostumdan kendisinin tedavi olduğunu, bu hastalıktan ömür boyu kurtulduğuna inandığını sevinçle öğrendim. Ve onun vasıtasıyla Okay hocamla tanıştım. Bence bu hayatımın dönüm noktasıydı diyebilirim. Çünkü tedavi seanslarına gittiğimde hastalığımın tedavi olmasının yanısıra, aynı zamanda onunla yaşamın her alanına dair engin hayat tecrübelerini paylaşıyor ve büyük keyif alıyordum. İğnesiz, ilaçsız bir biyofizik tedavisiydi bana uygulanan. Tedavi seanslarım devam ederken burnumun içindeki poliplerden dolayı bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına muayene oldum ve bana kortizon tedavisi uyguladı. Bu dönemde Huzursuz Bacak Hastalığımla ilgili ilaç kullandığım halde belirtilerde şiddetlenme oldu. Biz bunu kortizolun etkisi olarak düşündük. Huzursuz

Bacak tedavisi devam etti. Sonunda Sağtürk metodu gereği aldığım Parkinson ilacı azaltılarak kesildi. Yaklaşık 3 aydır hiç ilaç içmiyorum ve geceleri rahat uyuyabiliyorum. Seanslarım devam ediyor. Hatta geçtiğimiz bir iki hafta içinde iş hayatında yaşadığım stresli bir döneme rağmen hastalığımda nüks olmadı. Artık inanıyorum ki bu hastalık bir daha benim kapımı çalmayacak. Okay hocamı karşıma çıkardığı için Allah’a şükrediyorum. Gözümün önünde bir çok Huzursuz Bacak Hastasının Sağtürk metodu ile iyileştiğine şahit oldum. Allah senden razı olsun Okay hocam.

Dr. BARIŞ DEĞER 01.09.2016

HATİCE ÖZKAN

Huzursuz Bacak huzursuz ruhtan çok daha insanı rahatsız eden bir hastalık halidir. Ben bir sağlık çalışanı olarak bu hastalıkla 28 yaşımda ikinci hamileliğimde tanıştım. Gündüzümüz çok iyi geçiyor. Evinize gelip dinlenmeye geçtiğinizde adını koyamadığınız bir huzursuzluk ruhunuzu kaplamaya başlar. Acı değil, ağrı değil, tam anlamıyla dolu dolu huzursuzluk, gecelerimizi, uykularımızı berbat eder. Uykunuz bölünüp acı çektiğinizi hissederek sabaha kavuşursunuz. İyi bir uyku olmadığı için verimsiz bir gün geçirmeye başlarsınız.

Tatsız bir günün sonunda evinizde eşinizin sizi anlamasını beklersiniz. O sizin nasıl bir ruh hali içinde olduğunuzu bilmediği için anlayamaz. Başka yaşadığınız her hangi bir durumla ilgili olduğunu sanır ve çatışma içine girersiniz. Ben bunu sağlıkçı olduğum için uygun bir dille eşime ve ev halkına anlatma şansına sahiptim. Eşimden masaj yardımı alarak, dolaşımı rahatlatarak günlerimi geçirmeye çalışıyordum. Bir gün doktora acılar içinde doktora başvurdum. Tıbbi tedaviye başlandı. Dopamin, Nörontin gibi ilaç destekleriyle tedavi olmaya çalışıyordum. Ama sinemaya gitmek, yolculuk yapmak gibi normal günlük işlerde çok zor zamanlar yaşamaktaydım. Kısacası huzursuzluk içinde huzur bulmaya çalışıyordum.

Tıbbi tedavinin pek yardımını göremiyordum. İlaçlar aksine faydadan çok bana zarar vermeye başlamıştı. Gündüzleri sersem gibi dolaşıyordum. Sağlık çalışanı olarak işimi çok dikkatli yapmam gerekiyordu. Günlük yaşamım zorlaştığı gibi çalışma hayatımda çıkmaza girmeye başlamıştı. Ruh halim yorgun ve gergindi. Emekli olmaya karar vermiştim. Ayakta hareket halinde yorulup dinlenmeye geçtiğimde acı çekiyordum. Uykuda ayaklarımın elektrik çarpması hissi ve kollarımın uyuşması hissi beni çok rahatsız ediyordu. Erken yaşta hastalık ile boğuşan bir insan olmak çok zordu.

Günün birinde öğretmen bir komşumda Okay Hoca’nın varlığından haberdar oldum. Gittik ve 7 seans süren tedavi sürecimiz başlamış oldu. Tedavilerimin her gün biraz daha rahatlamama sebep olduğunu hissediyordum. Tıbbi bilgileri bana ışık oluyordu. Uygulamalara severek gidiyordum. İşbirliğimiz gün geçtikçe başarıya dönüşüyordu.

Elektrot ve lazer uygulama yöntemlerini önce anlatıyor sonra uygulamaya koyuluyordu. Tüm bunları etik kurallar çerçevesinde yapıyordu. Ailece gönül bağımız gelişti. Dostane ilişkiler içinde tedavimiz devam ediyordu. Ben artık rahat uyuyor ve gün içinde huzurlu bir şekilde çalışmaya devam ediyordum.

Ellerine, yüreğine, emeğine sağlık Okay hocam. Yüreği güzel insan, uzun ömürleriniz olsun.

OSMAN TEMUR - KAYSERİ 2016 / TEMMUZ

2002 Yılında ayaklarımda başlayan rahatsızlığım tarifi zor tuhaf bir hastalıktı. Ayaklarımda karıncalanma, yanma ve istem dışı atmalar halinde başladı. Bu hastalık yıllar ilerledikçe artmaya ve geceleri uykusuzluk, huzursuzluk gibi etkilerini artırmaya başladı.

Özel hastanelerin nöroloji bölümlerine gittim bir netice alamadım. Daha sonra Erciyes üniversitesi Nöroloji Bölümünde Sayın Prof. Dr. Murat beye muayene oldum.Tüm tahliller yapıldı filmler çekildi. Demir eksikliği denildi. Serum takviyesi yapıldı ve Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçlara başladım. 1 mg günde 2 ilaç almaya başladım, daha sonra 3 e çıkardım. Bu ilaçlar da gün geçtikçe etkisini kaybetmeye başladı. Ağır tehlikeli ilaçlardı ve beni çok yoruyordu; 6-7 yıl böyle geçti.

Doktorlar bu hastalığın Huzursuz Bacak Sendromu olduğunu söylediler. Çaresi olmadığını, sadece ilaçlarla kısmi bir tedavi olduğunu söylüyorlardı.

Zaman geçtikçe hastalık artık kollarıma da vurmaya başlamıştı ve dayanmakta zorlanıyordum, çıldıracak gibiydim. Bu sırada kızım internetten devamlı araştırma yapıyordu, çaresini bulan var mı acaba diye. Tam o sırada Okay hocamı fark ettik ve araştırmaya devam ettik.

Okay hocamın metoduyla tedavi olan hastaların yazmış olduğu yazıları okudum ve hemen hocamla İletişime geçtim. İnanamadım çünkü büyük ümit vermişti bana. Uygulamanın doktor tarafından yapılacağını söyledi. Kuşadası’ndaki kliniğe gittim. Biran önce tedaviye başladım. 1,5 yıldır katlandığım bu hastalıktan acaba kurtulabilecek miyim” dedim kendime. 3 ay kadar hızlandırılmış bir tedavi uygulandı. Sonuç günde 3 tane aldığım o ağır tehlikeli ilaçları bıraktırdı bana ve şu an uyumanın keyfini çıkarıyorum. Sanki hayal gibi artık ilaç içmiyorum.

Tüm sıkıntılarımdan kurtuldum ve çevremdeki aynı hastalığa yakalanan insanlara tavsiye etmeye başladım çünkü dünyada bu hastalığa çare bulan tek insandı Okay hocam

Hastalığımın tedavisinde emeğini esirgemeyen başta Okay hocama ve tüm klinik çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Hocama mutlu ve huzur dolu ömürler diliyorum.

YILDIZ KOCAKANAT

Huzursuz bacak sendromu hastalığının ne demek olduğunu 2014 yılında bacağımın

istemsiz atmasının başlamasıyla öğrendim. Önceleri önemsememiştim çünkü çok rahatsız edici boyutta değildi. Daha sonra bu istemsiz atmalar çok sıklaştı ta ki beni gece uykularından uyandırana kadar. Öyle ki sabahlara kadar uyuyamıyordum. Tam uykuya dalacağım esnada bacağım atmaya başlıyor ve yürüme ihtiyacı duyuyordum. Hayatım kabusa dönmüştü. Uzun süreli kalacağım yerlere gidemiyor iş nedeniyle gideceğim yerlerde, toplantılarda inanılmaz rahatsız oluyor yolculuk yapamıyordum. Bu hastalık çok tanınmadığı içinde sizin nasıl sıkıntı çektiğinizi anlamıyor, normal bacak atması zannediyorlardı. Oysaki bu bacak atmaları gece olursa tekrarlanıyor ve yürüme ihtiyacı hissediyorsunuz. Zaten bir gecede dört yada beş kere bacak atıyorsa sabahlamış oluyorsunuz. Gündüz bacak atmalarım olmuyordu ,yukarıda anlattığım gibi iş toplantıları, sinema ,tiyatro gibi kalkıp yürüyemeyeceğim ortamlarda sıkıntı çekiyordum. Zaten böyle ortamlarda iseniz ve yürüme ihtiyacını karşılayamıyorsanız inanılmaz bir rahatsızlık yaşıyorsunuz. (bacaklarınızdaki damarların çekilmesi, nefesinizin sıkışması, içime fenalık gelmesi vb)

Ankara’da gitmediğim doktor kalmadı. Bana söylediklerinden biri şuydu: Bu hastalığın sebebi bilinmiyor, tedavisi de yok. Verdiğimiz ilaçları şeker hastası gibi ömür boyu kullanacaksın. Tabi ki çaresizlikten yaklaşık iki sene kullandım. İlaçların da yan etkileri malum. Zaten ilaçların dozunu bir süre

sonra arttırmak durumunda kalıyorsunuz. Çok üzgündüm...

Okay Sağtürk hocamın metodunun çok tesadüf bir şekilde Facebook’ta iyileştirdiği hastaların yazılarını okudum. Hemen tanışmak istedim, çünkü bu hastalığın T ÜRKİYEDE DEĞİL DÜNYADA TEDAVİSİ YOK. Fakat hastalar iyileştiklerini yazıyorlardı. Ben Okay hocamın tedavisine şu mantıkla yaklaştım, sonuçta bu hastalığın tedavisi yok denemekten ne kaybederim dedim Uzun uzun yazmak isterdim ama sanırım Okay hocamı anlatmak sayfalar alır. Muhteşem bir insan. Sadece bu hastalığın tedavisini bulması değil kişiliği ,duruşu ve insanlığıyla bir BABA GİBİ.. Şu an benim tedavim bitmedi ama ben iyileştim. İnanılır gibi değil. Eskisi gibi rahat uyuyabiliyorum. İnşallah bu yazdıklarım Huzursuz sendromu teşhisi konan endişe içindeki başka bir hastaya ulaşır ve benimde birine bu anlamda faydam olur. Saygılarımla.. 

HATİCE ÜÇPINAR

Ben 41 yaşında, çocukluğumdan beri böbrek yetmezliği ve 22 yıldır ise diyaliz hastasıyım. Huzursuz bacak Sendromu ile tanışmam 12 sene önce oldu. Başlarda geceleri uyumak için yattığımda bacaklarım da sadece yanma ve huzursuzluk ile başladı. Ayağa kalktığımda belirtiler tamamen yok oluyordu. Ama seneler geçtikçe sadece bacaklarım değil kollarımda ve sonunda neredeyse yer yer vücudumun her yerine dağıldı bu karıncalanmalar, yanmalar ve sızlamalar ve kendi kendine atmalar.

Geceleri birkaç saat olsun uyuyabilmek için bağımlılık yapan ve şiddetli yan etkileri olan Parkinson hapları kullanmak zorunda kalıyordum. Uçak otobüs araba yolculukları ise tam bir kabustu benim için. Son zamanlarda semtomlar daha da ilermiş, akşamları koltukta oturmak bile mümkün olmuyordu. Uzun kollu yada pantolon ile oturmak bile işkence olmuştu benim için bu yüzden gündüzleri de epilepsi hapları kullanarak oturabiliyordum bir nevi. Hayatım gerçek anlamda cehenneme dönmüştü. Uykusuzluk ağrılar sinirlerimi de etkiliyordu doğal olarak. Hapların yan etkileri konsantrasyon bozuklukları sürekli uyuşmuş şekilde yaşamaktan zevk alamaz olmuştum.

Ben Almanya’da yaşıyorum. Bundan 1 yıl önce Türkiye’ye geldiğimde, eski bir okul arkadaşım Zeynep'in sayesinde hayatımın dönüm noktası olarak gördüğüm tedavi ile yani Okay Sağtürk ile tanıştım. Kuşadası'nda tedaviye başladık ve bir süre sonra düzelmeleri hissettim ve bir zaman sonra kullandığım hapları tamamen bıraktım. Mucize gibi bir şeydi ve bırakalı tam 5 ay olmasına rağmen bu illetten kurtulduğuma hala inanamıyorum.

Okay hocamın sayesinde bugün çok çok iyiyim ve mutluyum. Okay Sağtürk ve tüm klinik çalışanlarına nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Memnuniyetimi sevgimi kelimelerle anlatmak mümkün değil.

NESRİN HATİCE TURHAN

83 yaşındayım. Sizlere 35 senedir çektiğim bir hastalığı anlatacağım. Gündüz hiçbir şeyim yoktu, gece yatınca 1-1,5 saat sonra bacaklarımda bir huzursuzluk, bir çırpınma oluyordu. Ayağa kalkıp bütün gece yürümek zorunda kalıyordum. O zaman hafifliyordu. Pek çok ortopedi doktoruna gittim. Kimse bu derdimi anlamadı. Tesadüfen İzmir’de bir nöroloji profesörüne gittim. O bana Huzursuz Bacak Sendromu olduğumu söyledi. Kendisi Amerika’da konferanslara katıldığını orada bile bunun tedavisinin olmadığını söyledi. Bana bir Parkinson hapı verdi. Bana çok dokunduğunu gördüğüm halde 15 sene içtim. Ta ki Okay Sağtürk ile tanışana kadar. Beni onun yanına itimat ettiğim, sevdiğim bir doktor götürdü. Kendisine ve anlattıklarına inandık ve tedaviye başladık. Ne hap, ne iğne, yalnızca kendi metodu ile Klinik’te tedavi. Aylarca haftada 2 gün gittim. Bazısı gözümün önünde çabucak iyileşti. Benim ki biraz uzun sürdü. Kişinin durumuna, hastalığa göre bu süre değişiyor. Şimdi hiç ilaç içmiyorum, çok güzel uyuyorum. Bu dertten kurtuldum. Vücudumda zaman zaman Huzursuz Bacak Hastalığına bağlı olmayan ağrılar da azaltılıyor ve kaldırılıyordu. Klinik’te Huzursuz Bacak ile ilgili sadece Okay Sagtürk tedavi programı kullanılıyor.

Sadece ben değil orada yurt dışından Almanya’dan, İsviçre’den, yurt içinden Kayseri’den, Ankara’dan, Konya’dan, İstanbul’dan, Antalya’dan ve pek yerden

gelen hastalar vardı. Lobide hep birlikte oturduğumuz için birbirimizi tanıyor ve iyileşmeleri takip ediyorduk. Benim gördüğüm, benimle başlayanların hepsi iyi oldu. Kimin bir derdi varsa Okay Sağtürk’e ulaşsın. Sonra bana dua edeceksiniz. Ben defalarca ettim. Ama yine buradan Okay Sağtürk Beyefendi’ye tekrar tekrar sonsuz teşekkürler ediyorum.

NOT: Yazımı yazdıktan sonra okudum. Asıl çektiğim ızdırapları size yazmamışım. Yıllarca yatakta çırpınışlarımı, uykusuzluklarımı, bütün geceler boyu evde dolaştığımı, bacaklarımdaki atmaları, karıncalanmaları, tırmalamaları, çekilmeleri ne kadar anlatsam anlayamazsınız. İnsan cin çarpmış gibi kendine sahip olamıyor. Yıllarca uyuyamadım. Kimse inanmaz. Yattıktan yarım saat sonra başlıyor, bacağının biri sağa, biri sola ille kalk diyor. Yürüyünce biraz hafifliyor. Oturduğunda tekrar başlıyor. Düşünebiliyor musunuz bütün gün ayaktasınız ve gece uyuyamıyorsunuz. Öleyim kurtulayım diyorsun ama olmuyor. Bunu anlatmak kolay değil. İki bacağını birbirine bağlasan bile ikisi birlikte sağa sola atmaya başlıyor. Sanki damarlarımda kan değil solucanlar yürüyor ve hiç bir şey yapamıyorum. Bunu hiç kimseye anlatamıyorsun. Onların anlaması için yaşamaları lazım. Görüyorum ki genç insanlarda olduğu zaman anlatamadıkları için susmak zorunda kalıyorlarmış.

Bu çektiklerimin bir kısmıdır. Ben de tam anlatamadım. Çok şükür şimdi kurtuldum. Uyuyabiliyorum. Bacaklarımdaki 35 yıllık rahatsızlık kalktı. Kollarımda artık rahatsızlık yok. Yeniden doğmuş gibiyim. Ama ne çare yaşım 83. Allah herkese şifalar versin. Sevgi ve selamlarımla.

SERHAN ÖZBEK

42 yasında, 27 yıllık huzursuz bacak hastasıyım. Annem, babam ve ablam da aynı hastalıktan ıstırap çekiyor..

Hastalığın bendeki özelliği yıllar geçtikçe etkisini arttırması oldu. İlk önceleri katlanabiliyordum, zaman ilerledikçe durumum bayağı kötüleşti, hayatımı kötü yönde çok etkiledi bu hastalık. Bundan on sene önce Amerika'da yeni piyasaya çıkacak bir ilacın gönüllü deneği oldum. 1 seneye yakın kullandım bu ilacı.

Semptomlarımda azalma vardı ama yan etkisi de vardı bu ilacın, devamlı yorgun bir haldeydim.

Bu ilaç tecrübesinden sonra ilaç kullanmadan tedavi yolları aradım. Akupunktur, sülük tedavisi, nöral terapi, ozon terapi denedim fayda etmedi. Geçen sene internette bir arkadaşım görmüş bu sayfayı, bana haber verdi. Hemen iletişime geçtim ve Kuşadası'nda Okay Bey'le beraber tedaviye başladık.

İğne ve ilaç içermeyen yan etkisiz bir tedavi modeli Okay Sağtürk metodu. Durumumda %70'e varan iyileşme oldu, tedavim halen devam ediyor. Konya'da ikamet ettiğimden dolayı tedaviye zaman zaman ara vermek durumunda kaldım, bu dönemlerde durumum biraz kötüleşti ama başlangıçtaki durumuma göre kesinlikle daha iyiyim.

Benimle beraber tedavi gören hastaların gözümün önünde tamamen iyileşmeleri bana umut veriyor. Okay Hoca'mın kişiye özel programlarıyla bu hastalığı tamamen yeneceğime inanıyorum. Umarım bu yazdıklarım Huzursuz Bacak Hastalarına ulaşır ve onlar da bu hastalıkla mücadelede dünyada tek ve biricik tedavi yöntemi olan Okay Sağtürk metoduyla yeni bir döneme girerler.

LEYLA TAYLAN

Merhaba, ben 69 yaşında emekli Sanat Tarihi öğretmeniyim.

2006 yıllarında uyuyamadığım için Nöroloji Departmanı beni uy kliniğine sevketti.

Uyku apnesi olup olmadığını tespit etmek için u servise başvurduğumda ise ayrıca B12, Demir, Magnezyum, Çinko, D Vitamini başta olmak üzere tam kan tahlili istendi. Hemen hepsinin az ya da çok noksan çıkması nedeniyle öncelikle bunl tamamlandı ve uyku durumum takip edildi. Gerekli mineral ve vitamin depolarının doldurulmasına rağmen uykusuzluktan kurtulamadığım için aynı servis tarafından bu kere “Huzursuz Bacak Sendromu” teşhisi konularak 0,250 mg’lıkParkinson ilacı verildi.

Sonradan öğrendiğime göre Huzursuz Bacak Sendromu hastalarının genel özelliklerinden olan “unutma” bende de mev olduğu için günlük 0,250 mg’lık dozu ne kadar süreyle kullandığım, bunun ne zaman 0,750 mg’a yani 3 hapa kadar çıktığını hatırlamıyorum. Ancak son zamanlarda, diğer bir ifade i 2017 yılının ilk aylarında ilacı kullanıyor olmama rağmen, uyuyamadığım çok günlerim oldu.

Bu ilacın ilk defa yazıldığı tarihlerde uzman doktorum tarafından bana herhangi bir açıklama da yapılmadığı ve ben de bu rahatsızlık hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığım için, ilacı kullandığım takdirde bu rahatsızlığımın tedavi edileceğini, bu dertten kesin olarak kurtulacağımı da düşünüyordum doğrusu..

Sonradan öğrendim ki kullandığım ilacın Parkinson hastalarına verildiği ve sonuçta bu ilacı kullandığı için tedavi olmuş bir Parkinson hastası olmadığı da ortaya çıktı. Eşim ve çocuklarım benim için ne yapabileceklerini çevrelerinden ve internetteki yer yabancı kaynaklardan araştırdılar. Ancak yabancı kaynaklar dâh hemen her yerde, kullandığım ilaç ve benzerleri ile sadece belirtilerin baskılanarak geçici bir rahatlama sağlanabildiği husu ile hastada vitamin ve mineral eksiklikleri söz konusu ise tamamlanması gerektiği belirtilmekteydi. Hastalığın kesin olarak tedavi edildiğine ilişkin hiçbir bilgi yoktu.

Tam bir umutsuzluk halindeyken, yapılacak bir şey olmadığı anlaşılmakta iken küçük oğlum internette yaptığı bir araştırmad Sayın Okay Sağtürk’ün adına rastlamış. Okay Hocamızın açmış olduğu internet sitelerinde (2 tane) bu hastalığın tedavisinin bir metodla yapılabildiği ifadesine ve tedavi olmuş bir kısım hastan teşekkür ifadeleri üzerine yanına giderek ayrıntılı bilgi aldık ve tedavi sürecim böylece başladı.

Antalya’da ikamet ettiğim için Okay Hocanın program ve yol göstericiliğinden yararlanmak için ona yakın olabilmek adına Kuşadası’nda bir ev kiraladım ve kendi tedavime bu şekilde devam ettim.

Tedavi sürecimin sonlarında, Sayın Sağtürk’ün belirlediği 4. evreye gelmem nedeniyle kullanmaya devam ettiğim ilacın dozunu yarıya indirdim, bundan 15 gün kadar sonra da tamam bıraktım.

Yarım doz ilaç kullandığım dönemde de dozun azaltılmış olması rahatsızlığımda epey sıkıntı yarattı ise de ilacı tamamen bıraktığ tarihten sonraki 2 gün, uyuşturucu madde bağımlılarının uyuşturucuyu bıraktıklarında çektiğini duyduğumuz zorlu sıkıntıl çektim. O iki gün hiç uyuyamadığım gibi “Huzursuz Bacak Sendromu”nun tek rahatlatıcı pozisyonu olan ayağa kalkma, yürüme, ayakta durma ihtiyacı nedeniyle; değil yatağa uzanmak oturamadım bile. Okay Bey ilaç bırakıldığı zaman böyle bir yoksunluk sendromu geçireceğimi ve dayanmam gerektiğini tekrar tekrar söylemişti.

İlacı yarıya indirip tamamen kestiğim tarihten itibaren geçen sür sonunda yani uygulanan tedavimin sonucu olarak rahatsızlığımı oldukça hafiflediğini yaşıyarak görüyordum. Bir süre sonra tedavim sona erdi. Birçok arkadaşın tedavileri çok daha kısa sürdüğü halde benim ki bir hayli daha uzun sürmüştü.

Bu sürenin, Sayın Sağtürk’ün 2018’de uyguladığı hızlandırılmış tedavi metodu ile sonraki hastalarda daha da kısaldığını biliyorum. Ancak tedavinin kısa veya uzun zaman alması, bu süreç sonunda hastalığın kesin olarak tedavi edildiği dikkate alındığında, çok küçük bir ayrıntı olarak görülmelidir.

Bugüne gelince Huzursuz Bacak Sendromu rahatsızlığım konusunda, aradan geçen 8-9 ay itibariyle herhangi bir şikâyeti olmadı ve bundan sonra da olmayacağına kesin olarak inanıyorum.

Dünyada tedavisi olmayan, ancak Sn. Okay Sağtürk metoduyla tedavi edilmiş bulunan hastalığımla ilgili olarak özetle şunları söyleyebilirim:

Geriye baktığım zaman bu hastalık yüzünden çektiğim işkenceyi, dayanılmaz rahatsızlığı şöyle hatırlıyorum: -
- Bacaklarımda beni oturtmayan, yatırmayan istem dışı hareketl atmalar, iğnelenme, karıncalanmalar, 


Damarlarımda hissettiğim çekilmeler, 


Ayaklarımda yaz ve kış buz gibi soğuk suların içine sokmama rağmen 
soğutamadığım/ söndüremediğim yanmalar

Sürekli ayakta durma, yürüme mecburiyetimi unutmam mümkün değil.

Aynı hastalığı yaşayan bazı arkadaşlarda olduğunu
bildiğim ağrı bende yoktu. Üst üste geçen birkaç günlük tam uykusuzluğa rağmen yine de yatamama ve ayakta dururken çaresizlikle duvara yaslandığımda irade dışı uyuklama ve düşm tehlikeleri yaşadım. Geceleri alevlenen bu belirtiler gündüzleri d kısmen devam ediyordu.

Yanlız gerek eşim, gerekse çocuklarımın bana duydukları saygı sevgi yüzünden onlara müteşekkirim. Ve biliyorum ki bir çok Huzursuz Bacak Hastası bu sevgi ve saygıdan yoksun çaresizli içinde çırpınıp duruyorlar.

Tam olarak bilemesem de, en az 30-40 yıllık araştırma ve bilgi birikimini bizimle paylaşarak, dünyada tedavisi olmayan bu hastalığımın kesin olarak tedavisini sağlayan, nezaketi, bitmeye ilgi ve tıbbi açıklamalarıyla hastalığımın dışında da sayısız yararl bilgi edindiğim, tedavi sırasında yanıma uğrayan gelinimin çocukluğundan beri çekmekte olduğu alerjik rinit ve buna bağlı farenjit rahatsızlığını da, burnuna lazer tavsiyesiyle, bilgi aktarımıyla başlattığı tedaviye Antalya’da sadece 10 gün deva edilerek tamamen kurtulmasını sağlayan Sayın Okay Sağtürk’e sonsuz sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Saygılarımla,

Not: Gelinim alerjik rinit için antialerjik ilaçları sürekli kullanıyor, bunun yeterli olmadığı bazı zamanlarda ise alerjik rinitin neden olduğu farenjit için de antibiyotik tedavisinden bir türlü kurtulamıyordu. Bütün bunları Sayın Sağtürk’ün tek bir doğru tedavi öngörüsü ile geride bıraktı. Alerjik rinit için özel olarak tasarlanmış bir lazer cihazını temin ettik, şimdi bu tür bir rahatsızlık hissettiğinde bu cihazı 2-3 gün kullanıyor, ne burun akıntısı ne de farenjit yaşamıyor. Dolayısıyla antibiyotik de kullanmamış oluyor.

Okay Sağtürk’ün metodundaki anlayış dünyadaki modern tıbbi anlayışa uyumlu bir yaklaşımdır. Okay Bey sık sık hastalığa deği hastaya bakmak lazım der.

METİN KARAKAŞ

Ben de Huzursuz Bacak Sendromu hastalığından Okay Sağtürk hocam sayesinde kurtulanlardanım. Bu Sendrom babamda da var ama az şiddetli olduğu için 40 yıldan beri hiçbir şikâyeti olmadan yaşam kalitesini etkilemeden hayatına devam ediyor. Bende de 2017’nin Eylül ayında bu hastalığın olduğunu fark ettim. Bir yolculuk sırasında daha önceleri de uykuya dalmakta zorlanır gece evin içinde bir süre yürür öyle yatar zorlanarak uyumaya çalışırdım. Hastalık çok yeni olduğu için ilerlemeden bu hastalığın bir tedavisi var ise tedavi olup kurtulmak istedim. Çünkü hastalığın ilerleyen yıllarda şiddeti boyutlara ulaştığını öğrendim. Babam gibi şanslı olmayabilirim endişesi ile araştırma yaparken Okay Sağtürk metodu ile bu hastalığın tamamen tedavi edildiğini duydum. Huzursuz Bacak tıpta kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır. Tedavi ettiği çeşitli hastalara ulaşıp bilgi aldım ve hepsi de bu metotla bu hastalıktan tamamen kurtulduklarını söylediler. Ben de kendisine ulaşıp randevu aldım ve gittim. Yolculuklarda zorlandığımı bazı geceler uykumu etkilediğini ve bacağımda huzursuzluk hissi olduğunu anlattım. Okay hocamın metodu iğnesiz ilaçsız bir tedavidir. Ne yapmamız gerektiğini bize gösteriyor. Tedaviyi biz kendi kendimize uyguluyoruz. Tedavi haftada iki gün oluyordu ama imkansızlığımdan ötürü ben sadece haftada 1 gün gidebiliyordum. Aralık ayının

sonunda başlayan tedavim mayıs ayına kadar sürdü. Tedavimin ortalarında memleketime gitmek durumunda kaldım ve 16 saat süren otobüs yolculuğun da hiçbir rahatsızlık duymadım. Bu durum beni bir hayli mutlu etmişti. Tekrar geldim ve tedaviye kaldığımız yerden devam ettik. Ben seanslarımı tam tamına tamamlayamadım. Tedavi süreci 7 evreden oluşurken ben iyileşmemin 5. evrensinde tedaviyi bırakmak zorunda kaldım. Ama buna rağmen çok iyiyim. O zamandan beri çokça uzun yolculuk yaptım ve hiçbirinde rahatsızlık yaşamadım. Uyku problemim de kalmadı. HBS rahatsızlığı olan tüm hastalar Okay Sağtürk metoduna sonuna kadar güvenerek aksatmadan tedavi olmaya giderlerse mutlu sonla ayrılacaklarına eminim. Bir aile ortamı sıcaklığında her seans gösterilen uygulamalarla iğnesiz ve

ilaçsız kendi kendinizi tedavi ederek HBS den kurtulursunuz inşallah, benim bu hastalıktan kurtulduğum gibi . Okay hocama minnet ve saygılarımı sunuyorum.

Not: siyah hardal tohumu kullandım ve sülük denedim hiçbir etkisini görmedim. Bunlarla boşuna vakit kaybetmemenizi tavsiye ederim.

HUZURSUZ BACAK SENDROMUN’DAN İYİLEŞME SÜRECİNE DAİR YAŞADIKLARIM

Ben Buket Başarır 1974 doğumluyum. İstanbul’da ikamet etmekteyim. Bir kamu kuruluşunda devlet memuruyum. İkiz çocuklarım var biri erkek biri kız henüz 12 yaşındalar. Huzursuz Bacak bende genetik çünkü babamda da var. Ben küçükken hatırlıyorum babam da geceleri kalkıp dolaşır uyuyamaz sürekli bacaklarını hareket ettirir ve soğuk kompres yapardı. Ama o zamanlar böyle bir hastalığın farkında bile değillerdi. Oda kendince bacaklarını sürekli hareket ettirir, soğuk sularla yıkar ve artık sabaha karşı yorgunluktan bitap düşünce evin bir yerlerinde sızıp kalırdı. Bende ise 1996-1997 yılların da çok

hafif hafif başladı. Bende hatırımda kaldığı şekilde babam gibi soğuk suyla yıkadığım da yada aspirin aldığım da o anda rahatlar hemen uyurdum. Sonrasında evlilik, çocuklar, yaşam koşulları, sinir, stres, hayat meşgalesi derken ağrılarım artmaya başladı. 2004 yılında guatr ameliyatı oldum. Sonrasın da 2015 yılında eşimi kaybettiğimde çocuklarımla yapayalnız kaldım.

O dönem zor bir süreçti benim için destek almaya başladım bir taraftan psikologlara bir
taraftan psikiyatriste gittim.

Anti depresanlar başlandı.

Antideprasanlar da HBS’yi tetiklediği için hastalık en dayanılmaz seviyeye ulaştı. Ayaklarımda ve bacaklarımda başlayan rahatsızlığım tarifi zor tuhaf bir hal alıyordu. Öyle bir zaman geldi ki öğleden sonralarım ve gecelerim çekilmez bir hal aldı. Sanki ayaklarımda yüzlerce yılan ve karıncalar dans

ediyor kanım çekiliyor gibi beni artık delirtmeye başlamıştı. Çıldırmama ramak kalmıştı ve derdimi kimseye anlatamıyordum, anlatsam da anlamıyorlardı. Sadece hareket edince rahatlayabiliyordum. Sadece yürümek istiyordum, yalnız kalmak kimseyle görüşmemek. Düşünün her gün ne itiraf edeceğinizi bilemeden size işkence yapılıyor, ertesi günü gene kurtulamayacağınızı

biliyorsunuz. Bir ertesi günü gene kurtulamayacağınızı biliyorsunuz. Allahım bu ceza neden bana
diye düşünüyorsunuz. Neredeyse uçurumun kenarına gelmiştim.

Yakınımdaki insanları da huzursuz ediyordum, nazımın geçtiği insanlardan bacaklarıma masaj yapmalarını istiyordum. İş toplantıları azap. Arkadaşlarla bir araya gelmek azap. Alış veriş veriş azap. Yaşamak, varolmak azap.

Bir hafta hiç uyumadan dolaştığımı bilirim. Ayakta uyunur mu? Ayakta uyumayı bile öğrendim. Uyumak istediğimde bu illet hastalık yine dans etmeye başlıyordu. Bacaklarımdaki atmaları, karıncalanmaları, tırmalanmaları, çekilmeleri ne ben tarif edebilirim nede bunu çekmeyen anlayabilir, bunun tarifi yok inanın bana yok. İnsanın içine cin kaçmış gibi kendine sahip olamıyorsun. Beni uyutmamak için her türlü acıyı bana çektiriyorlardı. Benimle ne alıp veremediğiniz var diye bacaklarımla beynimle kavga ediyordum, her seferinde yenilen ben oluyordum, ağlayarak sabahın ilk ışıklarına kadar evin içinde geziyordum. Çocuklarım duymasın, uyanmasın diye yastıkları ağzıma kapatıp bağırıyordum. Ama nafile acımasız bir cellâdın eline düşmüştüm. Bu sebeple hep yorgundum, çocuklarımla ilgilenemiyordum ve bu da bana çok acı veriyordu.

Özel ve devlet hastanelerinin nöroloji ve beyin cerrahi bölümlerine gittim, bir netice alamadım. Tüm tahlillerim yapıldı filmler çekildi. EMG yapıldı. Demir eksikliği denildi. Kansızlık için iğneler yapıldı. Masajlar yaptırdım, spora başladım, ne duyduysam ne yaptıysam nafile, hiçbir şey bana fayda etmiyordu. Tek çare vardı oda Parkinson hastalarının

kullandığı ilaçlardan doktorun reçete ettiği birine başlamak. Bu ızdırapla yaşayamazdım, etrafımdaki herkesi kırmaya başlamıştım. Başlangıçta ilacı 0,25 mg günde yarım alarak başladım ah süper uyuyordum. Geçti her şey diye düşünürken kendi sonumu hazırladığımın bilincinde değildim. İlacı aldığım süre boyunca hiçbir problemim yoktu ama unutursam o gece yandım demekti sabaha kadar geziyordum.

Bir yere gideceğim zaman önce ilacı aldım mı diye defalarca kontrol ediyordum. İlacın bağımlısı olmuştum. Ağır ve tehlikeli ilaçlardı bunun bilincindeydim ama yapacak başka çarem olmadığı için bu ilacı 3 yıl boyunca aldım. İlacı bir, bir buçuk, iki derken dozajı artırmaya başlamıştım Kendimi resmen eroin bağımlısı olmuş gibi hissediyordum. Doktora sorduğumda bir zararı yok istediğin kadar alabilirsin diyordu. Çarem olmadığı için de almaya devam ediyordum. Yani tedavisi yok sadece ağrı kesiliyor ve zamanla da doz yetmediğinde artırarak hayatımı idame edecektim.

Zaman geçtikçe hastalık artık kollarıma da vurmaya başlamıştı ve çıldıracak gibiydim. Çünkü hastalık daha fazla ilaç istiyordu, benden dozu artırmamı emrediyordu. Gece yetmez gündüz de alacaksın diyordu. Bu sırada bir taraftan da internetten devamlı araştırma yapıyordum, çaresini bulan var mı acaba diye, bir umut bütün yazıları okuyor televizyondan bu hastalığa ne iyi geliyorsa duyduğum her şeyi uygulamaya çalışıyordum ama ne çare ki beni hiçbir şey rahatlatmıyordu. Her şeyi denedim. Faydasız. Ta ki bir gün umudumu artık kestiğim bir

zamanda internette
tesadüfen Okay SAĞTÜRK hocamı fark
ettim. SAĞTÜRK metoduyla tedavi olan hastaların yazmış olduğu yazıları okudum. Okay Hocama övgüler teşekkürler gözlerime inanamıyorum, bir umut ışığı dedim ve heyecanla araştırmayı sürdürdüm. Hemen hocamla iletişime geçtim, kısaca hastalığımdan bahsettim. Onun konuşması içimi sevinç doldurdu.

Bana metodun hızlandırılmış bir
versiyonunu uygulayacağını anlattı. Bir süre sonra günde 2 tane bazen de 3 tane aldığım o ağır tehlikeli ilaçları azaltıp, bırakacaktım. Buna inanması o kadar zordu ki ama inanmak istiyordum. Bu metot bir bütünlük taşıyordu. Huzursuz bacağı tetikleyen ve devam ettiren yiyecek ve içeceklerdeki kimyevi ajanlar, bazı gıdalar ve bazı olumsuz ilaçlar dan sakınmak metodun içinde yer alıyordu.

Sabır gerektiren bu tedavi sürecine başladım benimle beraber tedaviye gelen bir sürü dostla karşılaştım. Herkes aynı dertten muzdarip ve diyorsun ki aslında ben yalnız değilmişim. Orada hepsi Huzursuz Bacak hastası olduğu halde birbirine benzemeyen belirtilerin olduğunu da gördüm. Okay Hoca bu konuda binlerce bilimsel makalenin olduğunu, 72 ayrı ilacın ve 42 ayrı metodun denendiğini anlatıyor ve hastalığın yapısıyla ve araştırmalarla ilgili bilgi veriyordu.

Okay hocamın samimiyeti sıcaklığı orayı o kadar sarmış ki biz orada kocaman bir HBS ailesi olduk. Memleketin her köşesinden ve Avrupa’dan güzel

yürekli insanlarla tanıştık. Bu zorlu süreci hep beraber birbirimize destek olarak geçiriyoruz. Hocam sabırla her birimizle kişiye özel ilgileniyor ve neler
yapmamız gerektiğini itinayla anlatıyor. “Bilge bir hekim en iyi ilacın, ilgi ve sevgi olduğunu söylemiş. Başka biri de sormuş: Ya işe yaramazsa? Gülümsemiş ve şöyle yanıt vermiş: O zaman sevginin dozunu arttırın” hocamın da bizlere yaptığı tam anlamıyla budur.

Okay SAĞTÜRK metodu iğne ve ilaç
içermeyen ve hiçbir yan etkisi olmayan bir tedavi modeli. Benim tedavi sürecim hocamın bana söylediği gibi bitmek üzere. İlacın dozunu azaltmakta bir sıkıntı yaşamadım ama bırakma evresinde çıldırma
sürecini, Okay hocamın dediği gibi yoksunluk sendromunu yaşadım. Şimdi hiç ilaç içmiyorum, artık normal insanlar gibi olması gerektiği şekilde yatağıma girip uyuyabiliyorum. Vücudum da o zehirli ilacın etkisi kalmadı. Bacaklarım beni rahatsız etmiyor. Kişinin durumuna, hastalığına ve ilacı kullanma sürecine
göre bu süre değişim gösterebiliyor. Benimle beraber tedavi gören hastaların tamamen iyileşmeleri bana umut veriyor.

Kişiye özel uyguladığı programlarıyla
hastalığı iyileştirilen insanlarla bir arada olmak ve bu

mutluluğu onlarla beraber yaşamak bambaşka bir duygu.

Umarım bu tecrübelerimiz Huzursuz Bacak Hastalarına ulaşır ve onlar da bu hastalıkla mücadelede dünyada tek ve başarılı tedavi yöntemi olan SAĞTÜRK metoduyla yeni ve huzurlu bir döneme girerler.

Dilerim ki biran önce bütün dünya hastaneleri, sağlık kuruluşları bu metodun üzerine eğilir ve çaresiz hastalar çaresizlikten kurtulur.

Değerli Hocam! Sevgilerimi, saygılarımı ve göstermiş olduğunuz yakınlık ve nezaketten ötürü şükranlarımı sunuyorum. Size minnettarım.

Son olarak orada benimle birlikte tedavi gören ve burada isimlerini tek tek sayamayacağım çok kıymetli, birbirlerini çok iyi anlayan ve her

konuda destek olan yardımsever,
anlayışlı, misafirperver ablalarıma, ağabeylerime ve arkadaşlarıma da sonsuz saygılarımı sevgilerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

FAİK ŞEN

Herkese Merhaba. Aydın, Nazilli’denim. Yaşım 70. Esnafım. Hikayem Okay Sağtürk ile tanışmamla başladı. 30 senedir Huzursuz Bacak Sendromu hastalığını çeken birisiyim. Uykusuz geçen geceler, ayak ağrılarım, bitmek bilmeyen ayak sekmeleri. Bu rahatsızlığı çeken bilir. Yıllardır doktor, doktor, üniversite kalmadı. Herkesin tek söylediği çare yok deyip Parkinson hapı veriliyordu. Bu haplar bir süre işe yarıyor sonra tekrarlıyordu. Doz arttırılıp tekrar tekrar döngü yaşıyordum. Son doktorum 3 parkinson hapı verdi. Belli bir süre geçince o da etkisini kaybetti.

Bu hastalıkta sadece yürüyüş ile ama saatlerce yürüyüş ile ağrısını ve sekmelerini bir nebze az hissediyorsunuz. Geceleri gelen Huzursuz Bacak Sendromundan dolayı sabaha kadar sokak sokak dolaşıyordum. Uykusuzluk, bacak ağrısı, dozajı yüksek ilaçlar yüzünden sinirli birisine dönüştüm. Hiçbir şeyin tadı tuzu yok., intiharın eşiğine kadar gelmiştim.

Bir gece yine Huzursuz Bacak Hastalığım başladı. Gece yarısı çıktığım yürüyüşte, o kadar çok yürümüşüm ki yorgunluk ve uykusuzluğun etkisi ile bir bankta yarı baygın halde yığıla kalmışım. Konuşacak halim kalmamıştı ki bir genç yardıma koştu. Cep telefonumdan çocukları aradı. Çocuklarım acil hastaneye götürdü. Doktorlar her zaman ki gibi çare yok deyip eve döndük. Ertesi gün kızım Okay Sağtürk’ü buldu. Bir yanda doktorlar, üniversite, profesörler, çaresi yok diyor. Bir yanda Okay Sağtürk’ten şifa bulmuş kişiler var. Bir çare diye gittik. İyi ki gitmişiz. Doktor doktor dolaşan ben çaresi bulunmayan hastalığın dermanını Okay Sağtürk’te buldum.

Okay Bey’in ilaçsız yönteminde yıllardır hayatımı zindana çeviren hastalığımın dermanını buldum.

Okay Bey’in yanına gittiğimde bu hastalıktan ıstırap çeken bir çok kişiyi gördüm. Herkesin kendi kendini nasıl tedavi ettiğini gördüm. Bu hastalıktan sonraları iyileşen bir çok kişiyi de bu gözlerimle gördüm. Nasıl mutlu olduklarını gördüm. Ben de çok mutlu ve umutlu oldum.

İnsanların kendi ağzından ben gerçekten iyileştim sözünü duymak insana hayal gibi geliyor. Tedaviye başladık. Huzursuz Bacak Sendromu gün geçtikçe azaldı. Artık emindim. Okay Sağtürk benim çıkış yolumdu. Öyle de oldu.

Çok şükür, bin şükür sayesinde artık normal bir hayat süren bir insanım. İlaç kullanmıyorum. Uykusuzluk yok. Çıldırtan ağrı yok. Sinirlilik halimden eser kalmadı. Okay Bey sayesinde dünyanın en mutlu insanıyım. Nazilli’de çok insan beni tanır. İsteyenle yüz yüze konuşurum. İkinci bahar bu olsa gerek.

Okay Bey’e çok teşekkür ederim. İyi ki varsın.

HBS Hastası ORHAN KORKMAZ

1961 Yılında Diyarbakır’da doğdum. Halen Diyarbakır’da ikamet etmekteyim. Büyük bir müessesede mutemedim. Yaklaşık 20 yıldır Huzursuz Bacak Sendromu hastasıyım. Son 6 yıldır kesintisiz her gece 3 adet Parkinson hastalarının kullandığı haplardan alıyorum.

Diyarbakır, Ankara, İstanbul'da bir sürü doktora gittim. Hepsi de bu hastalığın tedavisinin dünyada olmadığını, ömür boyu ilaç kullanmak gerektiğini, ilaçsız da durulamayacağını hatta sürekli doz artırmak gerektiğini söylediler. Tedavisinin

olmadığı hariç tüm dedikleri doğruydu. Bildikleri oydu. Bazı doktorlar hastalığın ileri dönemlerinde hastaların dayanma güçlerini yitirip intihara kadar gittiklerini açık açık söylemişlerdi.

HBS öyle bir hastalık ki karşınızdaki insana sizi neyin rahatsız ettiğini, vücutta o anda neler olduğunu tarif edemiyorsunuz. Dolaysıyla karşıdaki insan bu olayı basit bir ağrı veya sızı olarak görüyor. Oysa vücutta öyle şeyler oluyor ki dayanmak mümkün olmuyor. İnsanın çıldırası geliyor. Düşünün ,Beyin vücudu uyutmak istiyor, ayaklar şiddetle karşı çıkıyor, tepiniyor, yetmiyor hastalığın ileri ki aşmalarında eller de ayaklara destek çıkıyor. Yine yetmiyor; genelde gece olan bu hadise gündüze de yayılıyor.

Asla ilaçsız bir gece geçiremiyorsunuz. Bir gece ayaklarım kopsa da ilaç almayacağım dayanacağım diye direttim, ancak gece yarısına kadar dayanabildim. Öyle ki tedaviye gelen arkadaşlardan günde 10-12 adet hap alanlar var, biliyorum.

Hap almak kafi gelmiyor yürüyüş, buz tedavisi gibi destekleyici hareketlerde yaptım. Yaptığım yürüyüşleri toplasam kesin dünyanın etrafını birkaç defa dönmüşümdür. Bu sıkıntılar yetmiyor birde ilaçların yan etkileri var. Kısacası hayatınız zamanla kabusa dönüşüyor. İnsanlardan kaçmaya başlıyorsunuz, asla seyahat edemiyorsunuz. Çünkü seyahat süresince oturabilmeniz mümkün değil. Tahammülünüz kalmıyor, hiçbir şeyden zevk alamaz duruma geliyorsunuz. Gece olmasını asla istemiyor, yatağa girerken sanki mezara girmiş gibi oluyorsunuz.

gelen hastalar vardı. Lobide hep birlikte oturduğumuz için birbirimizi tanıyor ve iyileşmeleri takip ediyorduk. Benim gördüğüm, benimle başlayanların hepsi iyi oldu. Kimin bir derdi varsa Okay Sağtürk’e ulaşsın. Sonra bana dua edeceksiniz. Ben defalarca ettim. Ama yine buradan Okay Sağtürk Beyefendi’ye tekrar tekrar sonsuz teşekkürler ediyorum.

NOT: Yazımı yazdıktan sonra okudum. Asıl çektiğim ızdırapları size yazmamışım. Yıllarca yatakta çırpınışlarımı, uykusuzluklarımı, bütün geceler boyu evde dolaştığımı, bacaklarımdaki atmaları, karıncalanmaları, tırmalamaları, çekilmeleri ne kadar anlatsam anlayamazsınız. İnsan cin çarpmış gibi kendine sahip olamıyor. Yıllarca uyuyamadım. Kimse inanmaz. Yattıktan yarım saat sonra başlıyor, bacağının biri sağa, biri sola ille kalk diyor. Yürüyünce biraz hafifliyor. Oturduğunda tekrar başlıyor. Düşünebiliyor musunuz bütün gün ayaktasınız ve gece uyuyamıyorsunuz. Öleyim kurtulayım diyorsun ama olmuyor. Bunu anlatmak kolay değil. İki bacağını birbirine bağlasan bile ikisi birlikte sağa sola atmaya başlıyor. Sanki damarlarımda kan değil solucanlar yürüyor ve hiç bir şey yapamıyorum. Bunu hiç kimseye anlatamıyorsun. Onların anlaması için yaşamaları lazım. Görüyorum ki genç insanlarda olduğu zaman anlatamadıkları için susmak zorunda kalıyorlarmış.

Bu çektiklerimin bir kısmıdır. Ben de tam anlatamadım. Çok şükür şimdi kurtuldum. Uyuyabiliyorum. Bacaklarımdaki 35 yıllık rahatsızlık kalktı. Kollarımda artık rahatsızlık yok. Yeniden doğmuş gibiyim. Ama ne çare yaşım 83. Allah herkese şifalar versin. Sevgi ve selamlarımla.

HALİL AKSAKAL

Ben Kayseri’de yaşayan HBS (Huzursuz Bacak) hastasıyım. 5 yaşındayım. Ticaretle uğraşıyorum.

Hastalığımın ne zaman başladığını tam olarak bilmiyorum 35- yıldır çekiyorum bu hastalığı huzursuz bacak sendromu yaşamayan bilemez. Her günü, her gecesi bir ızdıraptır. Hastal sürecinde gitmediğim Doktor, Profösör kalmadı. En son 2008 yılında Prof.Dr Murat Aksu rahatsızlığıma Huzursuz Bacak Sendromu teşhisi koydu. Bu hastalığın tıp da çaresi olmadığın söyledi ve bu hastalıkla ilgisi olmayan Parkinson tedavisinde kullanılan malum ilaçla 0,250 dozda alışılmış tedaviyi başlattı. tatili yapmamı önerdi. İlaca ara vermediğim gibi, bu dozaj da yılda bir arttırılmak suretiyle 1,00’e çıktı. Bütün bunlara rağme rahatsızlık artık kollarıma da vurmaya başlamıştı.

Okay hocamda tedavi olmuş olan Kayseri’de Osman Temur il konuştum. Osman Temur ben çıldırıyordum, şimdi kurtuldum, saniye vakit geçirmeden koş git dedi. Her hafta tedavimi yönlendirmeye Okay hocama gidiyorum. 16. Seanstayım Oka hocamın bu metodundan kesin bizzat fayda gördüm. Diğer fa gören arkadaşla la orada görüşüyoruz. İlacı tam olarak bıraka arkadaşlarla da görüşüyoruz. Ben tedavime devam edeceğim ALLAH OKAY HOCAMDAN RAZI OLSUN,DUALARIM ONUNL Dileğim bizim gibi bu illet hastalığı çeken çare yokmuş diye ümitsizliğe düşen arkadaşlara yardımcı olsun.

NEVİN DUMAN NAYAN

Afyon’da yaşıyorum,
2000 yılından beri huzursuz bacak hastasıyım ve maalesef ilaç kullanıyorum.
benim hastalık seviyem çok ileri düzeyde.
Bu hastalığı çeken bilir,hastalığı tanımayanlara anlatmak çok zor,hatta bazen doktorlara bile anlatamıyorsunuz...

Düşünün yatmak,dinlenmek,uzanıp tv.izlemek bunlar yorgun bir günün ardından düşlediğimiz şeyler,fakat bizler bunları yapamayız,dinlenmeye geçtiğimiz anda,beyin ayaklara kalk der,kalkar sürekli yürür,hatta zıplarız.
Hasta olmaktan çok korkarız,hastalıkdan değil,yatamamakdan...serum şişesiyle,39 derece ateşle,hatta ameliyat sonrası bile yürümek zorundayız...
öyle anlar olurki,ölmeyi rahatça yatmayı düşleriz...
yatak ve geceler kabusumuzdur bizim,korkarız hava kararınca yine başlıyacak diye,siz hiç evinizin içinde 15.000-20.000 adım attınızmı?...sabaha kadar,gözleriniz kapanır,fakat duvarlara,kapılara çarparak,sallanarak sadece yürürsünüz,gün ağarır,sabah olur,sevinirsiniz kabus bitti diye...
Hbs hastalarının böyle geçer günleri.

Şimdi kendi sürecimden bahsedeyim.
Ben bunları yaşarken biryandanda sürekli çare arıyordum,hem kendim hem ailem sürekli araştırıyorduk.
Antalya’da hiperax diye bir ayak sağlığı merkezine gittim mesela 15 gün kaldım,İzmirde 2 kez ayrı yerlerde akapunktur tedavisi gördüm,Ankara’da çinli bir doktordan yine akapunktur tedavisi gördüm,sülük,hacamat,iki kez bioenerji,hatta okumayla geçer dediler Hoca’ya bile gittim,Almanya Düsseldorfda bir merkezde tedavi edildiğini duydum,oraya bile gittim, sonuç hep hayal kırıklığı oldu,içtiğim otu çöpü kendim bile artık hatırlamıyorum,bir ev parası harcamışımdır sanırım boşu boşuna...

Yine birgün çaresizlikden internette araştırırken Okay Hoca’ma rasladım,başta hep sömürüldüğüm için güvenemedim,uykusuz geçen birgünün sabahı gelinim Okay Hocayı aramamız konusunda ısrar etti ve aradık,gelinim doktor olduğu için tıp dilinde sorular sordu ve cevaplardan ikna oldu,annecim dene lütfen diye beni ikna etti,Allah razı olsun kızımdan hakkını ödeyemem,sayesinde başladım.
randevu aldık ve seanslarımız başladı,tedavide diğer arkadaşlarla tanıştık ve birbirimizi çok sevdik.
bende tedavim süresinde çok şükür ilacı yarıya düşürdüm, azimle gidip geliyorum,eski halimden çok daha iyiyim,benim rahatsızlığımın süresi ve ilaç kullanma sürem uzun olduğu için,tedavim uzadı,fakat iyileşiyorum çok şükür...
Okay Hocam yaşayan bir ansiklopedi,dinledikçe her konuda bilgi birikimine,hafızasına,zekasına ve iyi niyetine hayran kalıyorsunuz,bizim babamız gibi oldu.
Hocam iyiki varsın,iyiki tanıdım sizi,Allah sağlıklı ömür versin İnşallah nice Hbs hastalarına şifa olursunuz.
hakkınız ödenmez.
Çok çok teşekkür ediyorum.
Eşimede teşekkür etmek istiyorum,sabırla beni taşıdığı,destek olduğu için,
Ayrıca tedavi sürecinde tanıştığım ve çok sevdiğim tüm Hbs arkadaşlarımada çok teşekkür ediyorum ve hepinizi çok seviyorum.
BİZ KOCAMAN BİR HBS AİLESİYİZ.

Ben Nevin Duman Nayan